Dünya Şampiyonu Değirmendere’liler: • Eklenme Tarihi : 27 Ocak 2005    :  Doğanın bir parçası olarak yaratılan insanoğlu giderek doğadan kopmuş ve bugüne ulaşmıştır. Kişi sosyal yaşam dediğimiz düzenin gereği olarak, yan yana, üst üste sıralanmış bir solukluk temiz havayı, bir bakımlık yeşili, bir duyumluk ötüşü özler olmuştur. Yoğun yaşam şartları altında ezilip bunalan insanlar yaşam alanlarında çiçek, akvaryum, kuş, kedi, köpek gibi hayvan yetiştirip veya bakarak streslerinden kurtulmaya çalışırlar. Bizlere göre en güzeli kanaryadır. Çok cüzi masraflarla bir çok değişik zevkleri bir arada tatmak mümkün. Hem göze, hem kulağa ve hem de ruhumuza hitap etmektedir. Bu konuda Değirmendere gönüllüleri, amatörleri hatta dünya profesyonellerine kök söktüren iddialı kanarya yetiştiricileri olduklarını biliyor muydunuz? Bilemezdiniz çünkü amatörlük alçak gönüllülüktür. Mütevaziliktir. Başarı ,bilgi, tecrübe hatta materyal paylaşımıdır. Kıskançlık asla kaldırmaz. Hele hele kıskançlık Değirmendere kanaryacılarında asla göremezsiniz. Damızlık kanaryalarda saf, hakiki ve nitelikli, soy kurmak için hiç teklifsiz gönüllü alışverişler yapılmaktadır. İşte Değirmendere’de kanaryacıların yücelmesinin ve başarısının başlıca sebebidir.

Yurdumuzun aşağı yukarı 30 ilinde ornitoloji ve kanarya sevenler derneklerinin yaptıkları yarışmalar olmaktadır. Ayrıca Türkiye şampiyonası yapılmaktadır. Dünya şampiyonluklarına kuş gönderip burada şampiyonluklarımız bulunmaktadır. Bu seneki Almanya’ Badsalzuflen’de yapılan dünya şampiyonasında Cüneyt Onuk, Necmettin Kazan kuşları yarışmaya girmiştir ve birincilik almışlardır. Hatta bazı yarışma öncesi sıkça duyduğumuz İzmit’li Şevki, Necmettin, Cüneyt abiler varsa bize ilk üç haram diyenleri çok duyuyoruz. Olsun bizde onlardan damızlık alırız diyorlar. Tabii zikrettiğim isimlerden başka taçlandırılması gereken Hakan, Doğan Abi, Mustafa, Alim ve bir çok subay ve astsubayı saymadan geçemem. Ayrıca yem ve malzeme temini için Emrah ve Fahrettin beylerin hakkı yenmemeli. Salmalık ve çiftehanelik konusunda Girginler Mobilya’ya da teşekkürlerimizi arz ederiz. Sağlık Eczanesi’ninse unutulmaması gerekir. Şimdi gelelim yarışmalara. Yıl sonuna doğru Sonbaharda yapılır. O ilin ornitoloji ve kanarya sevenler dernekleri tarafından organize edilir. Yerel yönetim, kurum ve kuruluşlar, şahıs, dernek ve şirketlerce finanse edilirler. Bu konuda Değirmendere Belediyesinin hamiliğinde şahıs ve şirketlerin finansı ile arzu edildiğinde Değirmendere'mizde de mükemmel bir yarışma düzenlenebilir. Buradan başta Belediye Başkanımıza, şahıs ve şirketlerimize sesleniyorum. Fındık Festivali, Heykel ve Müzik Festivallerinde bizlere de stand verilsin ve bu festivallere renk ve ses katılsın. Dünyada belde ve vilayet isimleri ile anılan bir sürü kanarya türü var. Ama maalesef Türk kanaryası İstanbulin’nin nesli kayboldu. Adımız sanımız kalmadı. Gönül isterki üniversitelerimizin ilgili branşları ile beraber ilimiz ismi ile anılan kanaryamız olsun. Acı ama yine maalesef başka ülkelerin kanaryaları ile birincilikler hatta dünya ilk üçüne girmek nasip oluyor. Benim şahsi iddiam dünyadaki ilklerin çoğunluğu amatörlerin başarısı, buluşudur. En baş etken ise ticaret zihniyeti olmayıp tamamen ideal içindir. Mesela Almanya Dresten’de bir maden işçisi Henry Seiferd, Roller cinsi kanarya türetmişti. En pahalı kanarya 20 altın frank iken roller tanesi 1200 altın franka binlerce satmıştır. Roller cinsi kanaryanın paraleli Belçika Malin kasabasında türetilen Malinua’dır. Değirmendere’de Doğan Gürkan malinua ve roller yetiştirmektedir. Necmettin Bey ise Border,Yorkshire, Gloster ve renk kuşları yetiştirmektedir. Şevki bey Lankshire, Bakıri ve renk kuşları yetiştirmektedir. Bu konuda şampiyon olan, madalyaları hatta kucak dolusu kupa alan bu abilerim unutulmamalı. Cüneyt Onuk Bey’in dünya şampiyonluğu, Necmettin Kazan Bey’in Best Of Turkish şampiyonluğu, Şevki Doğrukalp’in bir çok Türkiye şampiyonluğu vardır.

 

Bu kanaryalar şampiyon

Bu kanaryalar şampiyon

Sporcularımız, bilim adamlarımız derken şimdi de kanaryalarımız uluslararası alanda göğsümüzü kabartıyor. Bu yıl Almanya'nın Bad Salzuflen kentinde 53.sü düzenlenen Dünya Ornitholoji Kanarya Şampiyonası, 24 - 31 Ocak 2005 tarihleri arasında yapıldı. Toplam 26 ülkeden 23 bin civarında kuşun katıldığı organizasyonda Türkiye, yarışmalarda 102 kanarya ve 26 katılımcı ile temsil edildi. Yarışmalarda büyük başarı gösteren Türk üreticiler, 1 altın, 2 gümüş, 1 bronz olmak üzere 4 madalya aldılar. Kocaeli Ornitholoji Derneği'nden Cüneyt Onuk, Yorkshire 4'lü koleksiyon dalında dünya şampiyonu olurken, Karadeniz Ornitholoji Derneği'nden Ahmet Oğuz Alaylı Gloster Consort dalında dünya ikincisi, İstanbul Kanarya Sevenler Derneği'nden Nuri Yıldız mozaik dalında dünya ikincisi, Antalya Kanarya Sevenler Derneği'nden Hilmi Süer Lankshire 4'lü koleksiyon dalında dünya üçüncüsü oldu. Peki ama yurtdışında Türkiye'yi temsil eden kanaryalar nasıl seçiliyor? Türkiye'nin dünya şampiyonasında yer almasını sağlayan Anadolu Ornitholoji Derneği'nden Serdar Karatepe, her yıl üretim sonunda, üretim yılına ait kanaryaların mahalli ve Türkiye genelindeki müsabakalarda yarıştıklarını söylüyor.

BİR AY ÖNCEDEN BELİRLENİYOR
Dünya şampiyonasına gönderilecek kuşların ise, yaklaşık 1 ay önceden tespit edildiğini belirtiyor Karatepe: "Müsabakaya kadar olan zaman içerisinde kuşların yurtdışına çıkabilmeleri için, veteriner sertifikaları ve transport evrakları hazırlanıyor. Müsabakanın ilk 2 gününde kuşların dinlenmesine müsaade edildikten sonra jüriler tarafından değerlendirilir. Değerlendirme sonucunda, müsabaka kitapları hazırlanır. Her katılımcının kitap ve katılım sertifikaları ülke temsilcilerine teslim edilir. Daha sonra müsabaka salonu halka açılır ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçiler, 3 ya da 4 gün boyunca müsabaka salonundaki kuşları, konuyla ilgili standları ve ülke standlarını gezerler. Biz de komite olarak ülkemiz adına lokum, kestane şekeri, ülkemizi anlatan broşürler, kataloglar götürerek standımızı hazırladık. İlgi epey yoğun oldu.

 

Madalyalı kanarya

Esra BAYRAK

İzmitli kanarya yetiştiricisi Oğuz Ertep'e ait Norwich cinsi kanarya, Portekiz'in Porto kentinde düzenlenen Dünya Ornitholoji Yarışması'nda kendi cinsi ve tekli dalda Belçika ve İtalya'nın ardından dünya üçüncüsü oldu.

 

İzmit'te 11 yıldan bu yana kanarya yetiştiren ve daha önce yetiştirdiği kanaryalar yurt çapında ve Avrupa ülkelerinde derece alan 38 yaşındaki Oğuz Ertop, Portekiz'de düzenlenen 'Dünya Ornitholoji Yarışması' na Anadolu Ornitholoji Kuş Bilimi Derneği aracılığıyla, yetiştirdiği Norwich cinsi kanaryasını gönderdi. 18-29 Ocak tarihleri arasında yapılan yarışmada, Oğuz Ertop'in kanaryası Belçika ve İtalyan yetiştiricilerin ardından dünya üçüncülüğünü kazandı.

 

500 MİLYON LİRA

 

Yarışmaya aynı dalda 35 ülkeden 64 kuşun katıldığı söyleyen Oğuz Ertop, yarışmada kuşların şekil ve güzelliğinin değerlendirildiğini belirterek, ‘‘Türkiye bu yarışmaya 1997 yılından bu yana katılıyor. Daha önce derece alamadık. Türkiye'de de çok iyi kanarya yetiştiricileri var. Bundan sonra dünyada düzenlenen yarışmalarda iyi dereceler alacağımıza inanıyorum’’ diye konuştu. Dünya üçüncülüğü kazanan kanaryanın değerinin şu anda 500 milyon lira olduğunu söyleyen Oğuz Ertop, ‘‘1 milyar lira da verseler satmam’’ ded

Tavukçunun kanarya aşkı

 

Sekiz birinciliği var
 

 

Zuhal Daştan, Anadolu Ornitoloji (Kuş bilimi) Derneği Başkanı. Türkiye'nin en büyük kanarya ithalatçısı ve yetiştiricilerinden. Dünya Kuş Federasyonu ile Türkiye arasındaki bağlantıyı sağlayan kişi. Avrupa'da şampiyon bir Norwich çıkartan Daştan'ın, yurt içindeki yarışmalarda kazandığı 8 birinciliği var.

 

 

Kanaryacılığı, Hollanda'daki yarışmadan şampiyon bir Norwich çıkartan Zuhal Daştan'dan öğrenmek için çaldık kapısını. Daştan'ın asıl işi tavukçuluk. Pak Tavuk'un sahibi. Büyük aşkı ise kanaryalar.

 

Çocukluk yıllarında, lise çağına kadar kanaryaları varmış. ‘‘Lise çağlarında kızlara bakmaya başladım’’diyor. Evlendikten sonra yeniden kanaryalar giriyor yaşamına. İstanbul'daki bir derneğin mezatından aldığı kanarya ile başlıyor işe. Sonraki hafta bir tane daha. Bir tane daha derken. Sayıları önce 15'i buluyor. Üretime geçince, bir de bakıyor kanaryaların sayısı 50 olmuş.

 

Bu süreç içinde, kanaryalarını Sultan Çiftliği'ndeki tavuk çiftliğine nakledemiyor. Çünkü, aynı alanda tavuk ve kanarya, hijyen açısından riskli.

 

Derken eşi sızlanmaya başlıyor. Sayıları artan kanaryaların evde koku yaptığını sık sık yineliyor. Sultanbeyli'nin hızla gelişip, 27 yıl önce çevresi bomboş olan çiftliğinin evlerin arasında kalması, Zuhal Daştan'ın kanaryalarının önünü açıyor. Yerleşim merkezinin ortasında kalan çiftlikteki tavuk üretimine son veriyor. Kanaryalar da çiftlikteki dört odalı bir binaya taşınıyor, tam beş yıl önce.

 

Hollanda'da İstiklal Marşı'nı çaldıran şampiyonluğa uzanan süreç, işte bu çiftlikte başlıyor. Türkiye'deki ırk kanaryası yarışmalarını izleyip, bir çift Norwich alıyor önce. Ardından Crested, Parizyen, Border, Gloster çiftleri geliyor. Bir de bakıyor iş çığrından çıkmış. ‘‘Bu kadar çeşit konsantre zorluğu yaratıyordu’’diyor Zuhal Daştan. ‘‘Sonunda Norwich ve Crested üretmekte karar verdim. Diğer ırkları elimden çıkarttım. Norwich ve Crested üzerine konsantre oldum. Avrupa'dan yeni çiftler getirerek, ırkı iyileştirmeye başladım.’’

 

Zuhal Daştan, Norwich'le Hollanda'da yakaladığı şampiyonluğu, önümüzdeki yıl İtalya'da yapılacak yarışmada bir kez daha yaşamak için, son derece titiz bir çalışma sergiliyor. Kanaryalarının sayısı 1100'e yaklaşmış. Kanaryacılık konusunda çok iddialı olan İtalya'da bile bu popülasyonda, 2-3 kümes bulunduğunu söylüyor gururla. Ancak, tek tip üzerine az sayıda kanarya ile çalışan, nitelikleri daha yüksek çiftlikler olduğunu sözlerine ekliyor.

 

Daştan, önümüzdeki yıllarda yarışmalara

 

Crested dalında da katılma hazırlığı

 

içinde. Şimdi bile bu yarışmalara

 

girebileceğini söylüyorlar ama o temkinli.

 

Özellikle, Crested dalında her yarışmada

 

şampiyon çıkartan İtalyan rakibini

 

altetmek için zamana ihtiyacı

 

olduğuna inanıyor.

 

 

KANARYAYA BÜLBÜL DERSİ

 

 

Bülbül ötümlü kanarya yetiştirmek biz Türkler'e özgü bir iş. Yavrular yumurtadan çıktıktan sonra baba hemen ayrılıyor. Anne yavruları, hiç öten kanaryanın olmadığı bir odada tek başına besliyor. Başka ötüş nameleri öğrenmesin diye. 25-30 günlük olduktan sonra yavrulara, günde 8 saat teybe kaydedilmiş bülbül sesi dinletiliyor. Bu hayvanlar büyüdüğü zaman bülbül nameleri şakıyorlar. Ancak, bu kuşları diğer kuşların arasına koyarsanız, bir hafta içinde bülbül namelerini unutup, normal ötüşe dönüyor. Bizde bülbül ötüşlü kanarya yarışmaları yapılıyor ama Avrupa'da yok. Henüz dünya standartlarına alınmamış.

 

 

Kanarya monopolünü kıran kaza

 

 

Avrupa'nın kanaryalarla tanışması, 1300'lü yılların son dönemine denk geliyor. Gemicilerin, o dönem İngiltere Kralı 6. Charles'a, sarı, yeşil ve daha başka renklerde, çok güzel öten kuşlar getirdiğine rastlanıyor kayıtlarda. 1510-1565 yılları arasında yaşayan İsviçreli Natüralist Conrad Gesner de kayıtlarında kanaryalardan bahsediyor. İngiltere'de çok rağbet gören bu kuşların, fiyatları pahalı olduğu için zenginler tarafından satın alındığını yazıyor. Atlas Okyanusu'ndaki Canari Adaları ile çevresindeki Mader ve Asor Adalarında yetişen kanaryaları, Bir monopol oluşturan İspanyollar ve Portekizliler gemilerle getirip Avrupa'ya satıyordu. Ancak, üretilip fiyatları düşmemesi için, satılan kanaryaların hepsi erkekti. Naturalist Olima, 1622 yılında yazdığı eserinde, çok miktarda kanarya taşıyan bir İspanyol gemisinin Venedik Körfezi'nde fırtınaya tutulup battığını yazıyor. Kazada, tayfalar tarafından gemiden uçuralan kanaryalar İtalya sahillerine çıktılar. Bir kısmı, rüzgarın da yardımıyla Elbe Adası'na kadar ulaştılar. Buralarda çoğalarak, Avrupa'ya hızla yayılan kanaryaların atalarını oluşturdular.

Kırmızı kanaryaların sırrı

 

 

İngiltere'de bir kuş meraklısı, 20'nci yüzyılın başında, kırmızı kanaryasıyla katıldığı yarışmada ilgi odağı haline geldi. Ada ülkesinin soyluları, bu kanaryayı almak için büyük paralar teklif ettiler. Ancak, kırmızı kanaryanın sahibi satmamakta diretti.

 

Kanaryalarda alışılmamış kırmızı rengin sırrı çözülmekte gecikmedi. İngiltere'yi ayağa kaldıran kuş meraklısı, kanaryasını bildiğimiz kırmızı biberle beslemişti.

 

Artık sarı kanaryaları kırmızıya dönüştürmek pek kolay. Tüy dökümünden birkaç hafta önce yemlerine katılan karofil sayesinde, kuşların yeni tüyleri kırmızı ve pembenin tonlarına sahip olabiliyor. Tabii bu geçici bir görüntü. Yeni tüy dökümü öncesinde, karofil, kırmızı biber ya da pancar vermezseniz, kanaryanız yeniden eski rengine dönüyor.

 

Kanarya alırken...

 

Kafesinde duran, tüylerini kabartan, duran, düşünen, ağzını açarak soluyan, kuyruğunu emme basma tulumba gibi oynatan kanaryalardan uzak durun. Sağlıklı bir kanaryanın tüyleri sıkı ve temiz olur. Tünekten tüneğe konar. Aktiftir. Yem yer. Genç mi yaşlı mı olduğunu, ayaklarının derisine bakarak anlayabilirsiniz. Ayaklarındaki deri nasırlaşmış ise kanarya yaşlanmıştır. Ayak derileri pırıl pırılsa geç bir kanaryayla karşı karşıyasınız. Tünekte sabit duruyorsa, kör olabilir. Tünekten tüneğe uçuyorsa, uçtuğu konduğu yeri biliyorsa tehlike yok demektir.

 

Erkek mi, dişi mi? İşte orada aldanabilirsiniz. Bir kanaryaya yumurtlamadan yüzde 100 dişi demek mümkün değil. En iyisi alacağınız kanaryayı bir kafese koyup, biraz geriye çekilip dinleyin. Şakır şakır ötüyorsa, yüzde 99 erkektir. Ara sıra cikcikli yor ya da susuyorsa dişi.

ANASAYFA

 

 

  | Hazırlayan: Ertan Açıkgöz
    Copyright © 2005-Türkiye Kanarya ve Kafes Kuşları Federasyonu